Sizi Tanımak İstiyordum
15/9/2009 ·
- Affedersiniz sizi tanımak istemiştim, bu yazıları yazan insanı görmek, tanışmak, konuşmak istemiştim. Sizi çok merak ediyordum.”
- (Allaah Allaaahhh ben neymişim be aabi) Tanışalım, konuşalım, tabiii ama bu merak neden. Farklı değilim hiç kimseden. Bir bencileyin tanrı kuluyum. Bir Canan Veli. Öyle aman aman yazım da çok değil hani. Birkaç yazı işte, kısa öykü, şiir yaşanmışlık yani.
Bir grup vesilesiyle tanıştığımız ve ayaküstü yaptığımız sohbet sırasında bayan bayana bu kısa diyaloğu yaşadık. O grupta da böyle esprili bir dille nacizane bir şeylerim var. Internette geçenlerde yeni birşey öğrendim yazarak rahatlayacakmışsın. Yaz rahatla, yaz ra-hat-la. Way be ne kolay... E yazıyoruz abi. Boru değil ya bu. Mesela deniz kenarında ööööleesinee oturmuş güneş altında malaklar gibi yayılıp güneşlenirken etrafı seyrederken birden farkına varıyorsun. Bana birşeyler oluyor, bir değişim, bir süreç, bir yenilenme ne ola ki bu? Mesela bir bayana bakıyorum ya da bir çocuğa. Onların hal ve hareketlerini kitap cümleleri ile düşünüyorum, yorumluyorum. Allah allaaaah ya benim yazma saatim geldi yazmam gerek ya da okumam ama olmaz ki böyle de yapılmaz ki!. Kıymayım kendime. Acı kendine nar tanesi. Senede 11 ay çalışmışın yorulmuşun ulan lök lök karı bir ay tatile gelmişin bunlar düşünülür mü? Boşaltsana beynini rahatlasana sana ne ondan bundan biz korkmayız candarmadan. Çok kitap okuyosun bu aralar nur tanesi okumaya ara ver ya da yorumla bu neyin nesi kimin fesi. İşim az ya izin dönüşü (!) bu da bende bu konuda yazma isteği uyandırdı ve yazayım dedim hazır elim değmişken, hazır elimde yazı yokken. Kendimi hafif koltuklarım kabarmış hissederken yazayım dedim bakarsın sonra yazamam. İşim çıkar neme lazım, yemek yapmam gerekir, ev temizliği, ütü, çamaşır, bulaşık, çoluk çocuk vs. İşe gitmem gerekir. Kitapsarım sonra hani susarım gibi.. Fırsatım varken kağıda dökeyim. Onun beğendiği yazı yazma tarzım ne imiş bir görelim. Nereden gelir nereye gidermiş bu tarz.? Yazalım bakalım da varsa yeni birşeyler öğrenelim kendimiz hakkında. Kıza da bişeyler aktaralım. Azıcık dünya dertlerinden uzaklaşsın. Sanırım onun bende beğendiği yönüm hafif alaycı neşeli olmam, bunu yazılara da aksettirmem. Yazmak; içinden geldiği gibi sesli konuşmuyorsun da kağıda konuşuyormuşsun gibi hani ya da klavyeye yazdırıyormuşsun gibi. Diyecek ki bu kızda ne dert var ne kasavet hıııı sen öyle san...
Nasıl yazıyorum ben? Öncelikle amatör bir ruhla yazıyorum ve hiçbir zaman kendimi yazar sınıfına sokmamışımdır sokamam abim mümkün değil yazar sınıfına sokmak için kimbilir kaç fırın ekmek yemem gerek. Sadece elim klavye tutuyo... Gözüm klavye görüyo.... Ama değil mi? Di diyin walla darılmam yani. Sınıfsızım ben bu konuda. Bencileyin yazıyorum işte. Öyle oturup yazmak da kolay değil hani. “Yazmaktan kolay ne var? Oturduğun yerden para kazan” diyenlere inat derim ki hadi otur da iki satır birşeyler karalayıver. Bir mektup bile yazamayanlara inat yapıyorum bu işi. Yoksa yapacağımdan değil hani. Biyerlerim acıyoooo otura otura.....
Konu ve tipleme maazallah derya gibi ammavelakin kafada derya gibi. Kafayı deryalamak için de öncelikle pazarlara çıkmak gerek. Tavsiye ederim. Babam öyle diyoooo.... Sağolalım pazarımız çok:
Pazerpa: Pazartesi pazarı
Salpa: Salı pazarı
Çarpa: Çarşamba pazarı
Perpa: Perşembe pazarı
Cumpa: Cuma pazarı
Cumarpa: Cumartesi pazarı
Pazpa: Pazar pazarı
(Bu kısaltmaları yapmamda emeği geçen ve bu fikri bana veren sevgili tombiş Belgini tombul yanaklarından öpüyorum izin verirseniz... Emeği geçti çünküm... Haaaa bu arada geçmiş olsun dileklerimi de iletiyorum. Boyun fıtığından ameliyat oldu da. Eve geldi bu hafta ortası, hastanede kalsa iyileşemeyecek benim espiriklerden ve gülmelerden) Kız Belgin azıcık daha iyileş de grubu toplayıp kaynatalım biraz, stres atalım... )
Tipleri kafaya kaydedicen, kağıda dökerken konsantre olucan, bölünme oluyorsa işte o kötü. Başlıyorum. Bırakıyorum. Geriye dönüşte yeni konu ilaveleri oluyo. Konu içinden konu çıkıyor bazen. O zaman “Save as” yapıp yeni bir başlık atmak gerekiyor. :)) Bölüyorum topluyorum çıkarıyorum, ekliyorum matematik misali.. Yazmam gerek diye düşünüyorum ya da yazmayayım kafamda biriktireyim dönüşte (tatil dönüşü) yazarım. Döndüm ve işte yazıyorum. O da ne unuttum mu yoksa tiplemeleri derken bakıyorum da tek tek dökülüyorlar klavyenin harflerine ve de parmak uçlarıma. Şimdilerde iletişim bir başka şekilde on-line yoldan sağlanırken bilgisayarın biyerlerine tıpkı kamyonlardaki gibi şunları mı yazsak ne?
“Sana bir klavye kadar yakınım” ya da
“parmak uçlarımdasın” ya da
“Bana parmaklarım kadar yakınsın" demek kendinden yapışkanlı not kağıtları üzerindeki güzel şeyler olsa gerek..
Hiçbir zaman bir yazı bitmiş sayılmaz bana göre. Ne zaman ki bir yazıyı yollarsın sevgili Kahve Molası editörüme işte o zaman o yazı bitmiş demektir. Yoksa her yazıya dönüşte eklemeler çıkarmalar değişiklikler yapmak olası. Hani kapıyı kapar çıkarsın da ev işi bitmiş sayılır ya ay-nen öyle. Eeeeeeee kadın olunca bu benzetmeyi yapmak Allahın emri, bana göre cuk oturdu hani. Şimdi şu durumda beni en iyi kadınlar anlamıştır.
Şimdi bunları niye yazdım diyeceksiniz, diyo ya sevgili editörüm yazın yazın diye yazalım da..... neyse ben biraz kalkıp dolaşam biyerlerim ağrıdı. Hem konudan konuya atladım, save as de yapmadım, konudan konu da çıkarmadım sanmayın sakın.. Çıkardım çıkardım walla çıkardım siz görmediniz. Hem ne konular çıkardım. Walla Hacı Amcam’ı yazıcam. Bu Hacı Amca var ya bu Hacı amca, Egedeki sitede benim dairenin karşısındaki apartımanın sahibi, her yaz görüyoruz hani. Arada bir araba boyu yol var uzansam evin demir kapısını tutacam. Almanyada çalışıyo, yazları bir ay geliyo dinleneyim demiyo da 3 katlı evinin orta katında oturup ilk ve son katları pansiyona veriyoooo, alem adam walla. Kendisi olmadığı zamanlar pansiyona vereni de var köftehorun.... Sen giit evi 4 kişiye pansiyona ver. Gelmesinler mi 15 kişi. Neyyymmmiiiiişşşş 4 den gayrısıııııı ....... Başka bir yazıda Devam edecek. :::))))) Kahvelerinizi ateşe sürün geliyorum. Sağlıcakla kalın....
Canan
18 Eylül 2003